Her şeyi halledebildiğimi sandığım günler sıralanıyor ardı ardına ama hayatın akorduna basamıyorum bir türlü. Uçuşların her gün ertelenebileceği bir hayatta yaşıyorken inanç, güçlü insanların avcundadır. Ya kalkıp savaşacaksın yada yanarken derdine, kendinide yakacaksın ve küllerini saçmıyacaksın ortalığa. Bu yüzden her bir adım dahada eskidir dünyada, insanlar anılarını savurmıyacak uçurumlarında.. Ses tonun, parmak izin, fikirlerin ve aynaya bakabildiğin kalacak iken sadece bedenin unutulacak. Oysaki ben, kolunun altındaki kahverengi yaradan tutup ayağındaki çizgilere imza atmıştım. Okadar takip etmişim ki seni, ayakkabılarımı giymeyi unuttum. En önemliside senin denizlerin sonsuz iken ben, çölde yüzmeyi öğrendim tek başıma. Buda sana son selamımdır dünya. Bakamam ardıma..
Pianonun ilk basamağında, yürümüş, süzülmüş ve sevmiş bir lavenderin son nefesiydi. Mükemmel parmakların bile geride bıraktığı izler, gözlerin ne kadarda kırılgan olduğunu kanıtlardı . Ama yılan olsa.. oldu, hatta olduk. Adımlarım adına yaklaşırken gözlüklerin, yakıştıramadım duygularımı. Yalnızca hislerim, kimseyi duymaz..
30 Ekim 2016 Pazar
11. ARA YAZI
Bir şeyler olsun diye bakıyordum ki gökyüzüne, o yüzden yıldızlar hep ağzıma doğru kaydı.
Şimdi sessizce bekliyeceğim,
doğru zamanları ve gelmeyecek..
Şimdi sessizce bekliyeceğim,
doğru zamanları ve gelmeyecek..
11 Ekim 2016 Salı
10.
Gururumun kırıntılarını topladım yerden, otuz iki bin yerinden yapıştırdım onu! Ben hiç mi mutlu olamıyacaktım? Varsın olmasın ama ezikte olmıyacaktım! Sinirimi bozan göz yaşlarımı sildim, ellerimin tozluklarıyla. Hemen giyindim, harekete geçtim. Gazete aldım, iş ilanları, ilanları.. Hedefim büyük Lavender, içimdeki ezik piçi kurtaracağım! Kızgınım ama nefret dolu değilim, yürüyeceğim. Arabam yok, yürüyeceğim! Bisikletim bile yok, olsun oda olsun! ayağımmı kırıldı? tekerlekli sandalye ile koşacağım ulan beni kimse durduramıyacak artık! Derin nefes alıp sakinleşmek mi? yaşadığım her saniye derin nefesler alıp durdum, karnıma giren kazıklardan dolayı.. Babam öleli arkasından bir kaç para bırakmıştı, onları toparladım. Saçımı taradım, jilet gibi burnu keskin ayakkabılarımı giydim, upuzun saçlarım upuzun sakallarıma karışmıştı her geçen gün, hallettim hemen kesip düzelttim. Şimdi aynada baktığım adam, kendinden çok emindi. Dışarı çıktım, bir sürü güzel hanımefendiler, hiçbiri artık şeytan değil gözümde! Ve ben artık yürüyen bir kütük olmıyacağım, içimdeki centilmen adamı ortaya çıkarıp gülümseyeceğim sadece. Çünkü gururumun kırıntılarını topladım otuz iki bin parçanın yerlerinden, yapıştırdığıma eminim..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)