Uçurumda yürüyorum sanki ve kimse beni uyarmıyor. Düştüğüm zaman ise bir çok el görüyorum, kurtarmak için değil biliyorum. Pişmanlıkları fazla kimisinin, bakmadan gidebilir. Bazıları ise, el uzatır. Mutsuz olduğun hayata geri dön diye. İyilik bazen, siyah örtüler ile kaplı tuzağın ardında olduğundan bir şekilde mücadele vermek zorundasın. Benim bir şansım bile yoktu o gün, yine ve yeniden sürüklendiğim hikayelerin bitişini izlemekten yorulmaya başlamıştım yada üzülmeye vakit bulamıyordum. Üzülmüyordum'da zaten, sanki kalbim taş beynim ise çok hızlı çalışıyor gibi şu sıralar. Hissetmek bana çok uzak bir eylem ve ne zaman bu cümleyi kursam illaki birileri gelip umut aşılıyor bana. Çünkü kalbimi ben açıyorum, izin veriyorum beni inandırmalarına. Bunun farkında olduğum gün, işte o günden itibaren durdu her şey. Hayatıma birileri girip, kapıyı kilitliyor. Ben ise pencereden, tavan arasından kısacası bir yerlerden kaçmayı başarıyorum. Takip ediliyorum, özleniyorum, soruluyorum, sorgulanıyorum çokça, sorun'da bu ya zaten.. Kimse neyin yada kimin, neden peşinde olduğunu bilmiyor. Birilerinin moda akımına uyuyorum, bazıları ise beni görmüyor hatta yürürken çarpıyor. Çarpıyor, arkasına dönüp bakmıyor. Çünkü oda peşinde, peşinde olunan şeylerin. Bir yerden sonra sende arkana bakmıyorsun, herkes seninle aynı adımı atıyor. Başkalarının aynı oluşundan rahatlıyorsun ''bende oldum, bizde geçtik'' diye başlıyan her hikayeyi dinlemekten sıkılınca, geri adım atabilecekmisin? Herkes geriye bakamazken sen, geri adım atabilecekmisin? Yürek yemek fayda etmez sana, antikalar yüreğe ihtiyaç duymaz iken.
Pianonun ilk basamağında, yürümüş, süzülmüş ve sevmiş bir lavenderin son nefesiydi. Mükemmel parmakların bile geride bıraktığı izler, gözlerin ne kadarda kırılgan olduğunu kanıtlardı . Ama yılan olsa.. oldu, hatta olduk. Adımlarım adına yaklaşırken gözlüklerin, yakıştıramadım duygularımı. Yalnızca hislerim, kimseyi duymaz..
11 Eylül 2016 Pazar
5 Eylül 2016 Pazartesi
8.
Bugün bir şeylerin olacağı belliydi. Karnımda kocaman bir yumru vardı, başım dönüyordu. Gecenin bir yarısı uyanmaya korksamda, saklandığım yorganın altında yaşayamazdım. Bir şarkı açtım, karnımı bastırdım, dans ettim gözlerimi kapayarak, umursamadım. Kıyafetlerimi ütülemeden çıktım dışarı, rüzgar zaten bozacaktı. Önüme dizildi sonbaharın yaprakları, konuşacaklardı. Takıldım çıkıntılara, hiçbir şey olmamış gibi davranmaktan ziyade sadece gülümsedim ve yoluma devam ettim. Gözüme bir şey takıldı, iz gibi sanki takip etmemi isteyen bir ses işareti. Düşünmek istemedim, ayaklarıma bıraktım kendimi. Takibin sonunda, minik bir ara sokakta, minik bir işaret bekliyordu beni. Duvara yaslandım, derin nefesler aldım.. Duvarın ardına baktığımda ise ilk farkettiğim ay'ın bulutların arkasına saklanışıydı. Rüzgar arttı, saçlarım darmadağın. Gözlerim olanları süzerken, o adamı gördüm.
Gözleri kapalı, karnında yumrusuyla, dans ediyordu yaprakların ortasında. Açık kumral saçları dalgalanıyordu, kolları yukardaydı, benden son derece habersizdi ve asıl işaret bu değildi, birazdan olacak olanlar tam anlamıyla ağzıma edecekti. Köşede oturmuş onu izleyen birini gördüm ilk önce, iyice baktığımda o Aslıydı. Sonra aklımdan ''Tabiki Aslı''diye geçirdim, engel olamadım. Yaklaşıyordu ona, adım adım. Beline sarılıyordu, birasından bir yudum alıp. Sırt sırta durdular, gülümsediler, omuzlarında başları, ceplerinde elleri ve sessiz. Gözlerimi kapattım, sanırım ne olacağını biliyordum ki, kalbim bana ''aç gözlerinide bak!'' diyordu. Yenik düştüm ve yavaçşa göz kapaklarım açıldığında bir daha asla gözlerimi açmamam gerektiğini öğrenmiştim. İşte ilk kez o gün, aldatılmıştım. Karnımdaki yumru, boğazımda atıyordu artık. Aslı diyebildim sadece, son kez. Şaşkın gözlerle bana baktı, ben arkamı dönüp eve doğru yürürken peşimden koştu, yanımda yürüdü. Bir şeyler söyledi bense başım yere eğik hala o sahneyi canlandırıyordum aklımda. Sonra bir ara durdum ve ona baktım. Bir şeyler dememi bekliyordu, belkide bir tokat kim bilir. Sadece anlamsızca baktım, gözlerimde hiç bir sevgi ifadesi yoktu. Yıllarca yanan bir cadde ışığının, ilk kez sönüşü gibiydi duruşumda yansıttığım. Kafamı yere eğip, yürümeye devam ettim. Adımları susmuştu, geri sardı ve gitti. Ben o anı yaşamadım, oda yaşatmamıştı. Benim bir evim, bir köpeğim, birde kitabım vardı. Dahası yoktu, o yataktanda hiç kalkmamıştım.
Gözleri kapalı, karnında yumrusuyla, dans ediyordu yaprakların ortasında. Açık kumral saçları dalgalanıyordu, kolları yukardaydı, benden son derece habersizdi ve asıl işaret bu değildi, birazdan olacak olanlar tam anlamıyla ağzıma edecekti. Köşede oturmuş onu izleyen birini gördüm ilk önce, iyice baktığımda o Aslıydı. Sonra aklımdan ''Tabiki Aslı''diye geçirdim, engel olamadım. Yaklaşıyordu ona, adım adım. Beline sarılıyordu, birasından bir yudum alıp. Sırt sırta durdular, gülümsediler, omuzlarında başları, ceplerinde elleri ve sessiz. Gözlerimi kapattım, sanırım ne olacağını biliyordum ki, kalbim bana ''aç gözlerinide bak!'' diyordu. Yenik düştüm ve yavaçşa göz kapaklarım açıldığında bir daha asla gözlerimi açmamam gerektiğini öğrenmiştim. İşte ilk kez o gün, aldatılmıştım. Karnımdaki yumru, boğazımda atıyordu artık. Aslı diyebildim sadece, son kez. Şaşkın gözlerle bana baktı, ben arkamı dönüp eve doğru yürürken peşimden koştu, yanımda yürüdü. Bir şeyler söyledi bense başım yere eğik hala o sahneyi canlandırıyordum aklımda. Sonra bir ara durdum ve ona baktım. Bir şeyler dememi bekliyordu, belkide bir tokat kim bilir. Sadece anlamsızca baktım, gözlerimde hiç bir sevgi ifadesi yoktu. Yıllarca yanan bir cadde ışığının, ilk kez sönüşü gibiydi duruşumda yansıttığım. Kafamı yere eğip, yürümeye devam ettim. Adımları susmuştu, geri sardı ve gitti. Ben o anı yaşamadım, oda yaşatmamıştı. Benim bir evim, bir köpeğim, birde kitabım vardı. Dahası yoktu, o yataktanda hiç kalkmamıştım.
4 Eylül 2016 Pazar
7. SES
Etrafında, milyonlarca ses var. Adım attıkça yeni, geri adım attıkça unutup tekrar dinlediklerin. Bunların hepsini bir araya getirsen, sadece çirkinlik var. Ben ise aralarından seçiyorum. Yardıma muhtaç birileri var, oda telaşlı. Telaşlımısın? Bir yerlere gidiyormuşuz. Dur bakalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)