Bugün bir şeylerin olacağı belliydi. Karnımda kocaman bir yumru vardı, başım dönüyordu. Gecenin bir yarısı uyanmaya korksamda, saklandığım yorganın altında yaşayamazdım. Bir şarkı açtım, karnımı bastırdım, dans ettim gözlerimi kapayarak, umursamadım. Kıyafetlerimi ütülemeden çıktım dışarı, rüzgar zaten bozacaktı. Önüme dizildi sonbaharın yaprakları, konuşacaklardı. Takıldım çıkıntılara, hiçbir şey olmamış gibi davranmaktan ziyade sadece gülümsedim ve yoluma devam ettim. Gözüme bir şey takıldı, iz gibi sanki takip etmemi isteyen bir ses işareti. Düşünmek istemedim, ayaklarıma bıraktım kendimi. Takibin sonunda, minik bir ara sokakta, minik bir işaret bekliyordu beni. Duvara yaslandım, derin nefesler aldım.. Duvarın ardına baktığımda ise ilk farkettiğim ay'ın bulutların arkasına saklanışıydı. Rüzgar arttı, saçlarım darmadağın. Gözlerim olanları süzerken, o adamı gördüm.
Gözleri kapalı, karnında yumrusuyla, dans ediyordu yaprakların ortasında. Açık kumral saçları dalgalanıyordu, kolları yukardaydı, benden son derece habersizdi ve asıl işaret bu değildi, birazdan olacak olanlar tam anlamıyla ağzıma edecekti. Köşede oturmuş onu izleyen birini gördüm ilk önce, iyice baktığımda o Aslıydı. Sonra aklımdan ''Tabiki Aslı''diye geçirdim, engel olamadım. Yaklaşıyordu ona, adım adım. Beline sarılıyordu, birasından bir yudum alıp. Sırt sırta durdular, gülümsediler, omuzlarında başları, ceplerinde elleri ve sessiz. Gözlerimi kapattım, sanırım ne olacağını biliyordum ki, kalbim bana ''aç gözlerinide bak!'' diyordu. Yenik düştüm ve yavaçşa göz kapaklarım açıldığında bir daha asla gözlerimi açmamam gerektiğini öğrenmiştim. İşte ilk kez o gün, aldatılmıştım. Karnımdaki yumru, boğazımda atıyordu artık. Aslı diyebildim sadece, son kez. Şaşkın gözlerle bana baktı, ben arkamı dönüp eve doğru yürürken peşimden koştu, yanımda yürüdü. Bir şeyler söyledi bense başım yere eğik hala o sahneyi canlandırıyordum aklımda. Sonra bir ara durdum ve ona baktım. Bir şeyler dememi bekliyordu, belkide bir tokat kim bilir. Sadece anlamsızca baktım, gözlerimde hiç bir sevgi ifadesi yoktu. Yıllarca yanan bir cadde ışığının, ilk kez sönüşü gibiydi duruşumda yansıttığım. Kafamı yere eğip, yürümeye devam ettim. Adımları susmuştu, geri sardı ve gitti. Ben o anı yaşamadım, oda yaşatmamıştı. Benim bir evim, bir köpeğim, birde kitabım vardı. Dahası yoktu, o yataktanda hiç kalkmamıştım.
Gözleri kapalı, karnında yumrusuyla, dans ediyordu yaprakların ortasında. Açık kumral saçları dalgalanıyordu, kolları yukardaydı, benden son derece habersizdi ve asıl işaret bu değildi, birazdan olacak olanlar tam anlamıyla ağzıma edecekti. Köşede oturmuş onu izleyen birini gördüm ilk önce, iyice baktığımda o Aslıydı. Sonra aklımdan ''Tabiki Aslı''diye geçirdim, engel olamadım. Yaklaşıyordu ona, adım adım. Beline sarılıyordu, birasından bir yudum alıp. Sırt sırta durdular, gülümsediler, omuzlarında başları, ceplerinde elleri ve sessiz. Gözlerimi kapattım, sanırım ne olacağını biliyordum ki, kalbim bana ''aç gözlerinide bak!'' diyordu. Yenik düştüm ve yavaçşa göz kapaklarım açıldığında bir daha asla gözlerimi açmamam gerektiğini öğrenmiştim. İşte ilk kez o gün, aldatılmıştım. Karnımdaki yumru, boğazımda atıyordu artık. Aslı diyebildim sadece, son kez. Şaşkın gözlerle bana baktı, ben arkamı dönüp eve doğru yürürken peşimden koştu, yanımda yürüdü. Bir şeyler söyledi bense başım yere eğik hala o sahneyi canlandırıyordum aklımda. Sonra bir ara durdum ve ona baktım. Bir şeyler dememi bekliyordu, belkide bir tokat kim bilir. Sadece anlamsızca baktım, gözlerimde hiç bir sevgi ifadesi yoktu. Yıllarca yanan bir cadde ışığının, ilk kez sönüşü gibiydi duruşumda yansıttığım. Kafamı yere eğip, yürümeye devam ettim. Adımları susmuştu, geri sardı ve gitti. Ben o anı yaşamadım, oda yaşatmamıştı. Benim bir evim, bir köpeğim, birde kitabım vardı. Dahası yoktu, o yataktanda hiç kalkmamıştım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder