3 Ocak 2017 Salı

13. Trajikomik

Kaçıp saklanabileceğim, ağaç arkası klübelerim vardı. Hatta eskiden, çok küçükken bedenimdeki sevgiyle dünyayı değiştirebileceğimi düşünürdüm. Ozamanlar bu mümkündü. Şimdi, kendi odamda güvendeyim. Cebime attığım bir kaç kuruşun tadı yok, paylaşmadıkça. Dünyayı gezmek benim için bir istekken, şuan yarattığım düzenimin tahamülünde barınabiliyorum. Yani, kendi odamda güvendeyim..

Arabamın radyosuna taktığım en sevdiğim şarkılarla, dolanıyorum. Kendi hayatıma, fikirlerime ve hislerime özel olmasıydı beni rahatlatan. Sanki, bilmediğim bir melodiyi duysam seveceğim ama çokta hoşuma gitmeyecek. Uyanın, soyutlandık hepimiz..

Ayıkladım mandalinayı kabuklarından, onu o yapan turuncuydu.
Oysa turuncu, herkesin değil mi?
Mandalinanın farkı, onun olana tutunabilmesiydi.

Olay, sıyrılmak değil.
Seçtiklerinin seni yansıtabilmesiydi ve sen, denize yansıyan ay ışığını kırdın bu gece.
Nefret ettin, dünyadan. Tıpkı, aynayı kırmak gibiydi yaptığın. Duygularını kapattığın her dakika,
ışığın kenarından düşeceksin. Çünkü kapı aralığı ne kadar küçük olursa olsun, tepende duracağım.

Klübelerim.. Tıpkı benim gibiler.
Kırın ve parçalarından, sandal olabileceğini görün.
Gidecekken yakın onu, görevinizce..
Su ne zamandan belli, arkadaşlarını kızdırır?

Yürürken oynadığım taşla bile,
sizden daha çok eğleniyorum.
Dahada kötüsü,
Sizinle vakit öldürmek yerine,
taşla oynamaya devam ediyorum.

Sonra ardımdan koşan bir ses geliyor      ''Seni doğuracağıma taş doğursaydım!''
Trajikomiksiniz hepiniz. Boşverin,
Hadi oynıyalım.