9 Ağustos 2016 Salı

3.

Aklımdan geçen senaryoları görebilseler, benden olabildiğince uzak dururlardı. Kafamın bir köşesinde babam, bir köşesinde annem, bir köşesinde ise kardeşim var herzaman. Babama vuruyorum, çok derin bir öfkeyle. Bağırıyorum, çığlıklar atıp vurmaya devam ediyorum. Bana doldurduğu acıyı, boşaltıyorum. Annem ağlıyor, bir köşede. Olanları izliyor, çaresiz surat ifadesi ile hala onu seviyor, boğazımı sıkarken bile. Kardeşim bize yukardan bakıyor, beyaz kıyafeti üstünde. Hızlıca koşuyorum, ellerimde yara izleri var. Okadar fazla acı vermişti ki, artık bu dünyada olmaması gerekiyordu. Dünyada olmaması gereken kardeşim değil, bunu ona yapan babası gitmeliydi. En uzak, çok uzak bir ormanda kaybolacağım şimdi. Kendi hayatımı kuracağım orda, eksoz dumanları, alaycı bakışlar yada enerji vampirleri olmıyacak etrafımda. Sesim olacak, Dustin O'Halloran'ı söyliyeceğim durmadan. Etrafımda dönüp temiz havayı içime çekeceğim. İçime, içime dolacak huzur. Kış gelirse gelsin, karların içinde ölmek bana bir ödüldür. Betondan yapılma hastanelerin içindeki kirli ellerin avuçlarında değil, doğa ananın kucağında ruhumu vereceğim. Geriye kalan tek şey, insan oluşum. Acaba, beni kabul ederlermi kuş sesleri? Benden kaçarlar. Çalılardan sesler gelir, bir çift yeşil göz beni takip eder belki. Belki, rahatsız olurum bende. Çamura bularım her yerimi, dizlerimin üstüne çöker pes ederim. En fazla, kirlenirim. Ne olacak? İnsanlığım kirlenmesin! Kıyafetlerime feda,  bedenim. Dün gece bir uçurtma gördüm, kocaman ve siyah. Sol tarafımda keman, sağ tarafımda elini omzuna atmış ben. Endişeliyim.. Bir yanda duygu, bir yanda çocuk. İkisinide istedim, ufak bir dağa tırmandım. İkisinide, dinledim. Kemanın tellerinden çıkan titreşimleri, uçurtmanın rüzgarı delip geçen dalgalanışını. Herkesi dinledim, kimse beni görmedi. Tüylerim ürperdi yine, değerini bildim mucizelerin. Gözlerimi kapattım, yıldızları bekledim. Gelmediler, gelmedi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder