25 Eylül 2017 Pazartesi

1. SINIR KAPISI

Bütün yüklerin, sırtınızda debelendiğine şahit olduğunuz bir an düşünün..
Okadar dardı ki göğüs kafesim, yağmurun odama nasıl çarptığını izlerken buluyordum benliğimi. Tüm bunlarla doluyken, kendimi dibe batıracak yeni duygular bulmuştum. Dünyaya sahip olmadığımız halde, onu suçlamaktan farksıztı bu his.. İşte, her şeyin açığa kavuştuğu ince zaman . Tamda  noktasızlığım, gözünün önüne gelen saçlarını izliyordu.
Bu kez, dünya bana sahip değildi ve ben çok fazla kaçıyordum.

‘’Yıkılacağımdan korkmuştum’’
Beni seven, herkesten çok..
Beni seven, kendimden ziyade..
Beni sevecek olandan..

Her şeyi bilemezdim tabi ki, fakat onu daha önce herhangi bir tanımda bulmamıştım. Herhangi bir toprağın kokusunda, nede boşluğun tadında. En önemlisi, basit bir parfüm şişesinin içinde tıkılı kalmış ve giderek bu yüzden hayata nefret kusan kokulardan.. Bulamamış, kaybolmuştum..



Genelde aşk kitapları beni sıkardı.
‘ Basit, klasik ve sonucu olağan’ diye tekrarlayan aklımın sözcükleriyle daha üçüncü sayfadan bitiriyordum yazarın duygularını. Sorunun bende olduğunu düşünmüyorum hala, sadece kitap yerine bir insan okumaya karar vermiştim.
Beni bu düşünceye iten kendisi oldu. Sayfaları, kendine ait yazıları ve benzersiz tecrübeleri var. Üstelik, kitap tütüyor yaraları.. Tanıdık göz siması, ağzından çıkan bilge sözleri..
Mutlaka günde bir kez, içime çekiyorum bulutların beyazını.
Yetmedi, sabah.
Bulutlar çoğaldı,
yetmedi.

Sömürdüğümden değil, tatmin olamıyordum. Ona sarıldığım zamansa, anladım. Yanlış yerde, doldurmuşum göğüs kafesimi..

Peki, doğru yerde nasıl olacaktım?
Olsam, nasıl dolacaktım?

Açılmak zorunda, SINIR KAPISI.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder