Bunları düşünürken, Aslı elini elime uzatıyor. Gözlerime derin, derin bakıyor.. O baktıkça bazen batıyorum. Bazen ise duygularımı teslim ediyorum. Nasılda değişiyorum?
Sanırım artık eskileri unutma vakti geldi ama tabiki unutturduğu için ondan nefret edeceğim. Yada aslında, etmeyeceğim. Ben, bırakıyorum her şeyi kendimi bile. Her ne varsa oluruna bırakıyorum çünkü elimde tutacağım 'olur' yok artık. Beni rahat bıraksın kuş sesleri, piyanonun tuşları, ayak sesleri.. Gece uyandığımda, kendimi uyanmış halde bulmak istemiyorum hatta en önemlisi bir kerede olsa düşünmeden uyuyabilmek.. Bana bunu verebilecek mi hayatımın geri kalanı? Umutla beklemek ne hiç öğrenmedim. Bana uzaktan bakan bir babaydı o. Bana uzaktan, çok uzaktan koşup düşen ve düşünce geri kalkamayan bir çocuk. Çocukların ağlamasını istemiyorum Aslı, özellikle kalbimde olanı.
Şimdi, hep senden bahsettik. Beni geçtim, geçiyorum. Benim sıram, sıfırdan değil rakamların lar'ına denk değil. Kendimi böyle uyarıyorum yanlış yaptığım zaman. SEN HİÇLİĞİN RAKAMISIN! Sonra böyle söylediğim için, diğer yanım kendime kızıyor. Zaten kaç tane yandaşım var bilemiyorum. Sonuç olarak sürekli azar işitiyorum. Bunun sebebi etrafımdakiler. Bu dünyada kimse insan olduğu için sevilmiyor.. Herzaman bir neden olmak zorunda. Birilerinin işine, gücüne, mantığına yararlı olacaksın. Bu yüzden tek yanlışında, sokağa terkedilmiş çocuk gibi kalıyorsun. Sanırım bu yüzden hayatım köşe başlarında geçti. Faydasız... Peki bana kim faydasız dedi? Kimse. En kötüsüde bu ya zaten. Demeyip bunu bana çok net hissettirdiler. Hissettirmekle kalmayıp, dışladılar. Dışlamaklada kalmadılar.. Özür dilerim, fazla mı geliyor? Evet karma karışığım. Gurur duyuyorum. Çünkü insanlar karışık şeyleri sevmezler. Çünkü insanların çoğunun beyni kendi işlerine işlediği için başkalarının işine işlemiyormuş! Bu yüzden seviyorum. Aklı olan benim, olmayan olmayanın. Peki ya sonradan kaybedenler? mantığını, duygularını, kendilerini. Düşünsene, evden çıkarken bile bir şey unutmuş hissine kapıldığında içine bir boşluk düşüyor. Düşünsene, unuttuğun şeyin kendin olduğunu farkettiğinde sen nasıl bir boşlukla doluyorsun.. Herhalde bana yürüyen ozon deliği falan derlerdi. Neyse, sanırım bize hiçbir şey yetmedi. Sarhoşlar, sokak köpekleri, şarap tadında insanlar dışında. Şiiri gözünden damlayan kadınlar. Ben, ifadesinde duygu taşıyan insanı severim. Gözlerinde çözemediğiniz bir duygu durumu yaşanan şahısta eğer kendinizi kaybediyorsanız, aklınızıda oracıkta verin. Çünkü muhtemelen zamanla bozulacaktır ve kolunuzda terazi ile gezseniz dahi, o dengeyi bulamıyacaksınız. Üzgünüm dostlarım, yılan bakışlı insanların kurbanı olmuş bir fakiri dinlediniz.. Üstelik öyle bir fakirki, duyguyu hiç tatmamış. Sevgiye okadar açmış ki artık sevgidende vazgeçmiş.
İhtiyacı olduğu şeylerden kırılmış bir dostunuz var önünüzde, eline mutlu olacak ne aldıysa hemen kırılmış kötü gözler yüzünden ve sonrasında hüzün dolu sevgisinden.. Bir insan evladı gelir SAKLAYIN BENİ der, YOKSA TERKEDİLMİŞ EV MİSALİ ÇÜRÜYECEĞİM.. Çürüyen ev sonrasında nasıl gözüküyorsa, insanın içide zamanla öyledir. Ben size şöyle anlatayım aşkın ne olduğunu. Seçimleriniz, hayatınızı şekillendirecektir. Eğer sıfır seçerseniz, hiçbir köşesinde barınamazsınız. Çünkü sıfırın köşesi, kumun öfkeside yoktur.
Sanırım artık eskileri unutma vakti geldi ama tabiki unutturduğu için ondan nefret edeceğim. Yada aslında, etmeyeceğim. Ben, bırakıyorum her şeyi kendimi bile. Her ne varsa oluruna bırakıyorum çünkü elimde tutacağım 'olur' yok artık. Beni rahat bıraksın kuş sesleri, piyanonun tuşları, ayak sesleri.. Gece uyandığımda, kendimi uyanmış halde bulmak istemiyorum hatta en önemlisi bir kerede olsa düşünmeden uyuyabilmek.. Bana bunu verebilecek mi hayatımın geri kalanı? Umutla beklemek ne hiç öğrenmedim. Bana uzaktan bakan bir babaydı o. Bana uzaktan, çok uzaktan koşup düşen ve düşünce geri kalkamayan bir çocuk. Çocukların ağlamasını istemiyorum Aslı, özellikle kalbimde olanı.
Şimdi, hep senden bahsettik. Beni geçtim, geçiyorum. Benim sıram, sıfırdan değil rakamların lar'ına denk değil. Kendimi böyle uyarıyorum yanlış yaptığım zaman. SEN HİÇLİĞİN RAKAMISIN! Sonra böyle söylediğim için, diğer yanım kendime kızıyor. Zaten kaç tane yandaşım var bilemiyorum. Sonuç olarak sürekli azar işitiyorum. Bunun sebebi etrafımdakiler. Bu dünyada kimse insan olduğu için sevilmiyor.. Herzaman bir neden olmak zorunda. Birilerinin işine, gücüne, mantığına yararlı olacaksın. Bu yüzden tek yanlışında, sokağa terkedilmiş çocuk gibi kalıyorsun. Sanırım bu yüzden hayatım köşe başlarında geçti. Faydasız... Peki bana kim faydasız dedi? Kimse. En kötüsüde bu ya zaten. Demeyip bunu bana çok net hissettirdiler. Hissettirmekle kalmayıp, dışladılar. Dışlamaklada kalmadılar.. Özür dilerim, fazla mı geliyor? Evet karma karışığım. Gurur duyuyorum. Çünkü insanlar karışık şeyleri sevmezler. Çünkü insanların çoğunun beyni kendi işlerine işlediği için başkalarının işine işlemiyormuş! Bu yüzden seviyorum. Aklı olan benim, olmayan olmayanın. Peki ya sonradan kaybedenler? mantığını, duygularını, kendilerini. Düşünsene, evden çıkarken bile bir şey unutmuş hissine kapıldığında içine bir boşluk düşüyor. Düşünsene, unuttuğun şeyin kendin olduğunu farkettiğinde sen nasıl bir boşlukla doluyorsun.. Herhalde bana yürüyen ozon deliği falan derlerdi. Neyse, sanırım bize hiçbir şey yetmedi. Sarhoşlar, sokak köpekleri, şarap tadında insanlar dışında. Şiiri gözünden damlayan kadınlar. Ben, ifadesinde duygu taşıyan insanı severim. Gözlerinde çözemediğiniz bir duygu durumu yaşanan şahısta eğer kendinizi kaybediyorsanız, aklınızıda oracıkta verin. Çünkü muhtemelen zamanla bozulacaktır ve kolunuzda terazi ile gezseniz dahi, o dengeyi bulamıyacaksınız. Üzgünüm dostlarım, yılan bakışlı insanların kurbanı olmuş bir fakiri dinlediniz.. Üstelik öyle bir fakirki, duyguyu hiç tatmamış. Sevgiye okadar açmış ki artık sevgidende vazgeçmiş.
İhtiyacı olduğu şeylerden kırılmış bir dostunuz var önünüzde, eline mutlu olacak ne aldıysa hemen kırılmış kötü gözler yüzünden ve sonrasında hüzün dolu sevgisinden.. Bir insan evladı gelir SAKLAYIN BENİ der, YOKSA TERKEDİLMİŞ EV MİSALİ ÇÜRÜYECEĞİM.. Çürüyen ev sonrasında nasıl gözüküyorsa, insanın içide zamanla öyledir. Ben size şöyle anlatayım aşkın ne olduğunu. Seçimleriniz, hayatınızı şekillendirecektir. Eğer sıfır seçerseniz, hiçbir köşesinde barınamazsınız. Çünkü sıfırın köşesi, kumun öfkeside yoktur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder